Yerebatan Sarnıcı

05.04.2014

Cumartesi günü lale fotoğrafları çekmek için Sultan Ahmet Meydanı’na gittik. Lalelerden umduğumu bulamayınca önce Yerebatan Sarnıcı’na sonra da Gülhane Parkı’na gitmeye karar verdik. Daha önce birkaç kere görmüş olsam da Dan Brown’ın Cehennem kitabını okuduktan sonra bir kez daha görmek için fırsat arıyordum zaten. Sarnıcın giriş ücreti 5 TL, müzekart geçmiyor. Hafta sonu olunca girişte biraz sıra olsa da çok fazla beklenmiyor, sıra çabuk geliyor. Kışın 09.00-17.30, yazın 09.00-18.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Günümüzde çeşitli konserlere ve kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.

Şu yazı da sarnıcın girişinde bulunan tabeladan:

Doğu Roma İmparatorluğu’nun en parlak devri olan 6. yy.’da İmparator Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. olan sarnıç toplam 9800 m2 bir alana sahiptir. Her sırada 28 sütun, 12 sıra halinde yerleştirilmiş birbirinden 4 m 90 cm. aralıklarla dikilmiş toplam 336 adet mermer sütun bulunmakta olup, herbir sütunun yüksekliği 9 m.’dir. Sütun başlıkları genellikle korent veya iyon karışımıdır. Sayısı az olmakla birlikte işlenmemiş dorik üslupta sütunlar da bulunmaktadır. Çevre duvarlarının kalınlığı 4 m. olup, pişmiş tuğla ile örülmüş, üzeri su geçirmez özelliği olan horasan adı verilen bir harçla sıvanmıştır. Sarnıcın suyu İmparator Justinianus tarafından şehrin 19 km. uzağında bulunan Belgrad Ormanları’ndan getirilmiştir. 1985 yılından bu yana İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından restore edilen sarnıç, ömrünü tazelemiş bir kültür varlığı olarak 9 Eylül 1987 tarihinde yeniden açılmıştır.

Yerebatan Sarnıcı hakkında daha fazla bilgi için sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı

Sarnıçtaki sütunlar ışıklandırılmış ve suyun içindeki yansımalarıyla muhteşem görünüyorlar. Sütun başlıkları dantel gibi işlenmiş. Suyun içinde de balıklar yüzüyor. Bir sürü de bozuk para atılmış dilekleri kabul edilsin diye sanırım 🙂

Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı
Yerebatan Sarnıcı

Gözyaşı sütununa doğru ilerlediğinizde daha çok su damlıyor yukarıdan, yerler de ıslak oluyor haliyle. Kayıp düşmeye karşı dikkatli olunması için de tabelalar koymuşlar.

Gözyaşı sütunu
Gözyaşı sütunu
Gözyaşı sütunu
Gözyaşı sütunu

“Medusa” tabelalarını takip edip sarnıcın sonuna varınca biri ters, diğeri yan yatık 2 medusa başı görülüyor. Aşağıdaki yazı da Medusa ile ilgili bilgilerin olduğu tabeladan:

MEDUSA

Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma Çağı heykeltraşlık sanatının şaheser örneklerindendir. IV. yüzyıla ait bu başların hangi yapıdan alınarak buraya getirildiği konusunda kesin bir bilgi olamamkla birlikte Genç Roma Çağı’na ait antik bir yapıdan sökülerek buraya getirildiği ve sarnıcın inşasında salt sütun kaidesi olarak ihtiyaç olduğu için kullanıldığı görüşü araştırmacılar arasında genel kabul görmektedir.

Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan bir söylentiye göre Medusa Yunan Mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılan başlı Medusa ölümlüdür ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacı ile Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya konulduğu zannadilmektedir.

Yine bir rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdır. Uzun zamandan beri Tanrı Zeus’un oğlu Perseus’u sevmektedir. Bu arada Tanrıça Athene de Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Bunun için Tanrıça Athene Medusa’nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa baktığı kimse taş kesilir. Daha sonra onu bu biçimde gören Perseus heyecanla Medusa’nın büyülendiğini düşünerek başını keser, başını eline alıp düşmanlarını taşa çevirerek birçok savaş kazanır. Bu olaydan sonra Medusa’nın eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir.

Medusa
Medusa
Medusa
Medusa

Gözyaşı sütunu ve medusaların olduğu kısım biraz daha karanlık kalıyor. Onlar da ışıklandırılsaydı daha güzel olurdu bence, hatta yeşil ışık olsa fena olmazdı diye düşünüyorum.

Son olarak İstanbul’a yolu düşenlere burayı mutlaka ziyaret etmelerini öneririm. Burayı gezmek sadece yarım saatinizi alır. Sıcak yaz günlerinde serinlemek için de birebir hem 🙂

Gülhane Parkı Gezi Notlarım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.