Brüksel

Belçika’da Anvers’i günübirlik gezip, ertesi gün de Brüj ve Gent’i günübirlik gezdikten sonra sıra başkent Brüksel’e geldi. Brüksel için de 2 gün ayırdık, ilk gün Brüksel merkezdeki yerleri, ikinci gün de merkezden biraz daha uzak olan Atomium, Mini-Europe gibi yerleri gezmekti amacımız. Anvers’ten Brüksel’e arabayla yolculuk 1 saat kadar sürüyor.

Brüksel’de gezdiğimiz yerler:

1. gün – 25.05.2018

Anvers’te otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanıp Brüksel’e geldik. Arabayı Royal Parking’e bırakıp Türk mahallesi diyebileceğimiz bir caddenin bulunduğu Schaerbeek bölgesine geldik. Has Kebap Restoran’da (Urfa kebabı 11 Euro, beyti 13 Euro) yemek yedikten sonra Hanimeli’den de tatlı alıp başladık gezimize. İlk gezdiğimiz yer Kongre Sütunu (Congreskolom) oldu. 1859 yılında yapımı tamamlanan bu sütun Roma’daki Trajan Sütunu’nundan esinlenilerek, Ulusal Kongre tarafından 1830 yılında oluşturulan anayasa anısına yapılmış. Sütunun tepesinde Belçika’nın ilk hükümdarı Kral I. Leopold’un heykeli yer alıyor. Sütunun kaidesinde yer alan heykeller anayasayla güvence altına alınan özgürlükleri temsil ediyor. Sütunun alt kısmında ise Meçhul Asker Mezarı bulunuyor.

Daha sonra Aziz Michael ve Aziz Gudula Katedrali‘ni (Kathedraal van Sint-Michiel en Sint-Goedele) gördük. Avrupa’daki diğer birçok kilise gibi gotik mimaride inşa edilmiş olan katedrale giriş ücretsiz. Hazine bölümünü gezmek isterseniz 2 Euro. Aziz Michael’e adanan kilise Aziz Gudula’nın hazinesinin buraya getirilmesiyle her ikisinin adını almış. Katedralin önünde büyükçe bir park bulunuyor.

Brüksel’in meşhur İşeyen Çocuk Heykeli’ne (Manneken Pis) karşılık bir de İşeyen Kız Heykeli (Jeanneke Pis) yapıldığını okuyup onun da yerini işaretlemiştim. Büyük Meydan’a gideceğimiz için yolumuzun üzerinde kalıyor diye bu heykeli de görelim dedik. Bu heykel 1985 yılında yapılmış ve 1987 yılında yerleştirilmiş. Yarım metre boyundaki heykel çalınma riskine karşı demir parmaklıklar arkasına kilitlenmiş. Burası diğer heykel kadar bilinmiyor ve görmeye gelen hiç kimsecikler yoktu bizden başka. Hatta bir çıkmaz sokakta yer aldığı için burayı ararken acaba doğru yer işaretlenmiş midir diye tereddüt ettim. Heykelin birkaç fotoğrafını çekip Büyük Meydan’a doğru ilerledik. Biz görmeye gitmedik ama Brüksel’de bir de İşeyen Köpek Heykeli (Het Zinneke) varmış.

İşeyen Kız Heykeli
İşeyen Kız Heykeli

Büyük Meydan’a (Grote Markt) geldiğimizde en dikkat çekici bina kadraja sığdırmakta zorlandığım Belediye Binası‘ydı (Stadhuis van Brussel). Bir diğer güzel bina da Kent Müzesi (Museum van de Stad Brussel) olarak kullanılan Kral’ın Evi (Broodhuis). Büyük Meydan 1998 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş. Bu tatilimizde neredeyse her bir şehirde gördüğümüz meydanlardan daha hareketli ve cıvıl cıvıldı. Gerçi bir de caz festivaline denk geldik sanırım, bu sebeple de daha da kalabalık olmuş olabilir. Meydan, 1695 yılında Fransız bombardımanına uğramış ancak 4-5 yıl gibi kısa bir sürede binalar restore edilip meydan yenilenmiş. Göz alıcı güzellikte tarihi binalarla çevrili olan meydan 2 yılda bir Ağustos ayının ortalarında (bu yıl 16-19 Ağustos) begonya çiçeklerinden yapılan 77 x 24 metrekarelik çiçek halısına ev sahipliği yapıyor. Şu günlerde meydanı süsleyen çiçek halısını görmeyi çok isterdim ama maalesef şu anda Brüksel’de olma ihtimalimiz yoktu bu sene 🙂 Ayrıca meydan birçok konsere, etkinliğe ve yılbaşında da yılbaşı etkinliklerine ev sahipliği yapıyormuş, bir de hava güzel olduğunda çiçek pazarı kuruluyormuş.

Büyük Meydan’da biraz vakit geçirip, bol bol da fotoğraf çektikten sonra İşeyen Çocuk Heykeli’ne doğru ilerledik. Giderken yol üzerinde çizgi roman kahramanı Tenten‘in çizilmiş olduğu bir binaya rast geldik. Ayrıca hediyelik eşya ve çikolata alabileceğiniz birçok dükkan bulunuyor buralarda.

Tenten
Tenten

İşeyen Çocuk Heykeli’ne gelecek olursak, aslında 61 cm boyunda küçük bir heykel. Ancak o kadar meşhur olmuş ki Brüksel’in simgesi haline gelmiş. Sanırım Brüksel’e gelip de bu heykeli görmeden giden turist de yoktur 🙂 Efsaneye göre bir savaş esnasında fitili yanan bombaya işeyerek söndürüp Brüksel’i büyük bir faciadan kurtaran çocuğun heykeliymiş. Bizim gittiğimizde üzerinde herhangi bir kıyafet yoktu ama özel günlerde giydirilen 900’den fazla kostümü varmış bu heykelin. Bir de bazen su yerine bira işiyormuş heykelcik.

İşeyen Çocuk Heykeli
İşeyen Çocuk Heykeli

Bu heykeli de gördükten sonra Meryem Ana Kilisesi’ni görmek için ilerledik.

Gotik mimari ile inşa edilen Meryem Ana Kilisesi (Onze Lieve Vrouw op de Zavel) (Église Notre-Dame du Sablon) oldukça büyük bir kilise. Diğer kiliselere benzettiğimden biz içine girip gezmedik. Kraliyet Sarayı‘nı görmek için Kral Meydanı’na (Koningsplein) doğru ilerledik. Bu yol üzerinde gördüğümüz Adalet Sarayı‘nın da fotoğrafını çektik ama restorasyonda olduğu için bu güzel yapının da yanına gidip yakından görmedik.

Kral Meydanı oldukça büyük bir meydan ve Denetim Mahkemesi (Rekenhof), Aziz Coudenberg Kilisesi (Sint-Jacob-op-Koudenberg), Sanat Vakfı (Fondation pour les Arts) ve Coudenberg Sarayı (Coudenbergpaleis) gibi büyük, ilgi çekici binalarla çevrili. Meydanın ortasında Godefroid de Bouillon Heykeli bulunuyor ve meydandan sürekli tramvay otobüs gibi toplu taşıma araçları geçiyor. Kraliyet Sarayı bu meydanın arka tarafında kalıyor.

Meydanı geçince hemen ileride Brüksel Parkı yer alıyor.

Parkta biraz dinlendikten sonra otoparktan (13.5 Euro) arabayı alıp Anvers’e döndük, bugünkü gezimizi böylece sonlandırmış olduk.

2. gün – 26.05.2018

Cumartesi günü Atomium‘u görmek için yine Anvers’ten Brüksel’e vardık. Yanlışlıkla Trade Mart’ın otoparkına girince aracı buraya park edip Atomium’a biraz yürümek zorunda kaldık. Atomium giriş ücreti 15 Euro, 115 cm altı çocuklar için giriş ücretsiz. Bu bilette ADAM – Brussels Design Museum giriş bileti de dahil. Bileti internetten almadığımız için hem uzunca bir bilet sırası hem de yukarı çıkış için bekledik. Gerçi yukarı çıkmak için beklerken hamileliğimi farkeden görevliler öncelik tanıdılar ama o zamana kadar biz bir süre beklemiştik çoktan. Atomium’da manzara seyir terasının bulunduğu en üstteki küreye asansörle çıkılıyor. Daha sonra merdivenler ve yürüyen merdivenler kullanılarak diğer kürelerdeki sergi alanları gezilebiliyor. 1958 yılında yapımı tamamlanan Atomium’un 60. yıldönümü sebebiyle Galaxy 58 adı verilen üçlü serginin biri Atomium’da (People of 58), diğer ikisi (Graphic 58 ve Podium 58) ADAM Müzesi’nde yer alıyormuş. En üstteki kürede bir restoran, en alt kısımda da hediyelik eşyaların satıldığı bir dükkan bulunuyor.

6 Euro otopark ücreti ödeyip arabayı aldıktan sonra yemek yemek için yeniden Brüksel merkezdeki Türk mahallesine gittik. Bu kez aracı Rue Royale üzerinde park edip yemek için Nasreddin Pide’yi tercih ettik. 2 pide, 1 pizza, 2 ayran, 1 su 32.5 Euro tuttu. 1.5 saat için 2.40 Euro otopark ücreti ödedikten sonra, Büyük Meydan’a varacağımız için aracı bu kez de Grand Place Parking’e bıraktık. Büyük Meydan’a yakın Galeries Royales Saint Hubert‘ten çikolatalara bakıp hediyelik çikolataları buradaki dükkanlardan aldık. Büyük Meydan (Grote Markt) çevresinde çikolata ve hediyelik eşya satan birçok dükkan bulunuyor. Çikolatalar gördüğüm kadarıyla en basit haliyle her bir kutuda 10 çikolata olanların 6 kutusu 10 Euro’dan başlıyordu. Bunun dışında fiyatlar markasına, çeşidine, paketine göre değişiyor. Bazı dükkanlarda tadına bakarak alabiliyorsunuz. Hediyelik magnetler ise 4 tanesi 10 Euro’dan başlıyordu.

Brüksel gezi yazılarını araştırırken Büyük Meydan yakınlarındaki bir yerde Pirinç Kadın ve Köpek Heykeli’nin olduğunu kadının ellerine dokunanın Brüksel’e yeniden geleceğine inanıldığını okumuştum. Son günümüzde tesadüfen bu heykeli de görmüş oldum. Böyle şeylere inandığımdan değil ama Brüksel’i oldukça canlı, hareketli bir şehir bulduğumdan yeniden geleceğimize inanıyorum ben 🙂

Pirinç Kadın ve Köpek Heykeli
Pirinç Kadın ve Köpek Heykeli

Aracı otoparktan (7.70 Euro) aldıktan sonra Brüksel’e veda edip Anvers’e döndük. Bu arada aracın deposunu doldurduk ve 290 TL civarı tuttu. Ertesi gün planımızda Belçika’ya veda edip Hollanda ile gezimize devam etmek vardı.

Rotterdam Gezi Notlarım

Bizim gezmeye fırsatımız olmadı ama Berlin’deki Brandenburg Kapısı’na benzettiğim bir kapıyı içinde bulunduran Cinquantenaire Parkı, Avrupa’daki çeşitli eserlerin maketlerinin yer aldığı Mini-Europe, Brüksel’in en büyük yapılarından Kutsal Kalp Bazilikası (Nationale Basiliek van het Heilig-Hart) Brüksel’de görülebilecek diğer yerler.

Leave a Reply

Your email address will not be published.