Sivas

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Sivas, bağımsızlığımızı kazanmak için gerçekleştirilen Sivas Kongresi’nin 4 Eylül 1919’da burada toplanmış olması sebebiyle tarihimizde önemli bir yere sahiptir.

03.07.2017

Erzincan’dan Sivas’a yolculuğumuz 3 saat sürdü. Vardığımızda önce otele (Hilton Garden Inn-185 TL-Kahvaltı dahil değil) uğrayıp eşyalarımızı bıraktık sonra da merkezi gezdik. İlk olarak restorasyonda olduğu için Gök Medrese‘yi sadece dışından gördük. Evliya Çelebi’nin “Benzeri bir daha asla yapılamaz” dediği Gök Medrese, Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli şaheserlerinden biri olarak kaydedilmiş. Muhteşem süslemeleri ve çinileriyle dikkat çeken bu güzel yapının restorasyonu umarım bir an önce tamamlanır da iç kısmı da gezilebilir.

Gök Medrese
Gök Medrese
Gök Medrese
Gök Medrese

Gök Medrese’den sonra birbirine yakın yerlerde bulunan Buruciye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve Şifaiye Medresesi‘ni gezdik. Dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı işçiliğiyle dikkat çeken Buruciye Medresesi’nde günümüzde el sanatları atölyeleri yer alıyor.

BURUCİYE MEDRESESİ (M. 1271)

Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde (1264-1282) Sivas’ın ileri gelen zenginlerinden olan ve Hamedan (İran) yakınlarındaki Burucire şehrinden gelerek Sivas’a yerleşen Muzaffer Burucerdi tarafından pozitif bilimlerin okutulması amacıyla 1271 yılında yaptırılmıştır. Açık avlulu dört eyvanlı medrese Selçuk dönemi taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Medresenin cephesi sarımtırak renkli kumlu taştan yapılmıştır. Dört eyvanlı ve iki katlı medresede yanlarda dört adet sütuna dayanan düz taş örgülü revaklar mimari açıdan klasik bir olgunluk gösterir. Giriş eyvanının güneyinde mescidi, kuzeyinde ise medreseyi yaptıran Muzaffer Burucerdi ve iki çocuğuna ait türbe bulunmaktadır. Türbede Selçuklu sanatının en güzel örnekleri olan çiniler medreseye ayrı bir güzellik katmaktadır.
Halk arasında Hacımaksut Medresesi olarak da bilinen medrese bugünkü anlamda fizik, kimya, astronomi gibi pozitif bilimlerin okutulduğu Fen Fakültesi olarak yapılmıştır. Vakfiyesinde kütüphanesinin olduğu ifade edilmektedir.

Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Buruciye Medresesi
Kale Cami
Kale Cami

Sivas’ın simgesi haline gelmiş olan Çifte Minareli Medrese’den günümüze kalan minarelerin süslemeleri de bu eserin ne kadar görkemli olduğunu göstermeye yetiyor. Bu güzel tarihi eserin hemen önüne kurulmuş çay bahçesini görmek çok üzücü 🙁 Keşke biz de yüzyıllar öncesinden kalma tarihi eserlerimize daha fazla kıymet versek 🙁

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
(Cüveyni Dar-ül Hadisi)
(H.670/M.1271)

Çifte Minareli Medrese, Anadolu Selçukluları döneminde Sivas’a İlhanlı veziri ünvanı ile atanan Sahip Mehmet Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. Hadis ve tefsir ilimlerinin okutulduğu medresenin yapım tarihi, inşa kitabesinde H.670/M.1271 olarak kaydedilmiş, ancak sanatkâr veya mimar adının yazılı olduğu kitabe kırık olduğu için okunamamıştır.
Yapının günümüze ulaşan temellerinden ve izlerinden; açık avlulu, üç eyvanlı plan şemasında ve iki katlı olduğu anlaşılmaktadır. Yapının kuzeydoğu köşesindeki hücrenin hamam olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Medrese portalinde süsleme unsurları çokça kullanılmıştır. Cephede Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetler yer almakla birlikte, minarelerin gövdelerinde sürekli tekrar eden kufi tarzlı ters şekilde yazılmış “MUHAMMED” yazısı ile minarelerin arkasındaki çini panolardan kuzeydekinde “ALLAH”, güneydekinde ise dört Halife ve “MUHAMMED” isimleri dikkat çeken süsleme öğelerindendir.
1266 yılında tahta çıkan III. Gıyâseddin Keyhüsrev devrinde başta Konya, Sivas ve Kayseri olmak üzere Anadolu’nun pek çok yerinde zengin vakıflarla; cami, zaviye ve hamam ile ülke imar edilmiştir. Sivas’ta bulunan Sahabiye Medresesi (Gök Medrese) bu yapılar arasında özel bir önem taşımaktadır. Aynı yıllarda Moğol İlhanlıları ileri gelenleri tarafından Sivas’ta yaptırılan Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi şehrin sosyal ve kültürel bir merkez olduğunu göstermektedir.
1882 yılında harap bir durumda olan medrese kalıntıları yıktırılarak üzerine hastahane yaptırılmıştır. Bu çalışmalar sırasında Halil Ethem Eldem’in gayretleri ile ancak giriş cephesinin duvarı, arka yüzüne yapılan destek duvarları ile korunabilmiştir.
Yapının ön cephe dışında kalan temelleri üzerine yapılan hastahane daha sonra sırasıyla Sivas Askeri Rüştiyesi, İsmet Paşa İlkokulu ve Numune İlkokulu olarak kullanılmış, 1960 yılında dönemin Valisi tarafından yıktırılmıştır.
Medresenin kalıntıları, 1963-1965 yılları arasında Haluk Karamağaralı tarafından yapılan kazılar ile ortaya çıkarılmıştır. 2008-10 yıllarında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı onarım yapılarak halkın istifadesine sunulmuştur.
Çifte Minareli Medrese; Cüveyni Dar-ül Hadisi, Vezir Şemseddin Medresesi ve Evkafı Medrese-i Pervane Bey gibi isimlerle anılmaktadır.

Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese
Çifte Minareli Medrese

Çifte Minareli Medrese’nin karşısında yer alan Şifaiye Medresesi de süslemeleriyle göz dolduruyor. Fakat, maalesef burası da çay bahçeleri ve hediyelik eşya dükkanlarıyla doldurulmuş 🙁 Aslında çok yorulmuş ve çay içmek istiyor olsak da, protesto etmek adına ne çay içtik ne de hediyelik eşya aldık. I. İzzettin Keykavus’un türbesi de bu medresede yer alıyor.

ŞİFAİYE MEDRESESİ
(İzzettin Keykavus Darüşşifası)
(H.614 M.1217)

Kitabesine göre H.614/M.1217 tarihinde Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmış olup mimarı bilinmemektedir. Türbe kısmındaki kitabede, türbenin çini ve tuğla işçiliğini Ameli Ahmet Bin Bizl(Bedel) el-Merend’in (Marendli Bizl-Bedel- oğlu Ahmet Usta) yaptırdığı bilinmektedir. Yapınn güney kanadındaki eyvan ise 1219-20 yıllarında, I. İzzettin Keykavus’un ölümü üzerine türbe biçimine dönüştürülmüştür.
Selçuklular dönemi ile ilgili kaynaklarda, Sivas’ta on bir medresenin varlığından bahsedilir. Danişmentliler zamanında başlayan ilmi çalışmalar, Anadolu Selçukluları zamanında zirveye ulaşmıştır. Öyle ki Selçuklular döneminde Sivas’a, “Dâr’ul-ulemâ” (Âlimler Beldesi), “Dâr’ul-âlâ” (Yücelik Beldesi) gibi adlar verilmiştir. Anadolu Selçuklularının ileri gelen birçok devlet adamı da Sivas’taki medreselerde yetişmiştir. Selçuklular döneminde Sivas’ta; Necmeddin Dâye, Muhyiddin Arabî, Mevlâna’nın babası Bahâüddin Veled gibi birçok ilim adamının yetiştiği bilinmektedir.
Şifaiye Medresesi Anadolu Selçuklu şifahanelerinin en büyüğü olarak; 54,65m.X61,91m. ölçülerinde inşa edilmiştir. Üç eyvanlı açık avlulu medrese tipinde inşa edilen darüşşifanın, etrafı revaklarla çevrili 30 odası bulunmaktadır. Eserin kuzey kanadı geniş tutularak yan yana iki ayrı bölüm halinde düzenlenmiştir.
Taç kapı üzerinde iki köselik bölümden güney kısmında aslan, kuzey kısmında boğa veya aslan kabartmaları ile ana eyvanın kemer köşeliklerinde hilal içinde tasvir edilmiş sembolik bir kadın başı ve güneş kursu içerisinde bir erkek kabartması mevcuttur. Kadın ve erkek kabartmalarının çevresinde kelime-i tevhit yazılıdır.
Şifahanenin vakfiyesinde, çalışacak hekimlerin; usta, merhametli, benzerlerinden üstün, tecrübeli, iyi ahlaklı, şarlatanlıktan uzak olmaları gerektiği belirtilerek, darüşşifada kehhaller (göz hekimleri) ve yetkili cerrahlar görevlendirilmiştir.
Hastane vasfını kaybeden yapı, Osmanlılar tarafından 1768 yılında fermanla medreseye dönüştürülerek 1916 yılına kadar eğitim vermeye devam etmiştir. I. Dünya Savaşı’nda askeri ambar olarak kullanılmıştır. 1933, 1937-38, 1963, 1964-65, 1972, 1986, 2002 ve 2008-12 tarihlerinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarımı yapılmıştır.
Eser; Darüşşifa, Şifahane, Şifaiye Medresesi, banisinden dolayı I. İzzettin Keykavus Darüşşifası ve kitabesinde yazan Dar-us-sıhha (sıhhat yeri) isimleri ile bilinip anılmaktadır.

Şifaiye Medresesi
Şifaiye Medresesi
Şifaiye Medresesi
Şifaiye Medresesi

I. İZZETTİN KEYKAVUS TÜRBESİ
(H.617/M.1220)

Malatya Meliki olan I. İzzettin Keykavus, babası Gıyasettin Keyhüsrev’in ölümü üzerine 1211’de tahta çıktı. Mengücekli beyliğinin Erzincan-Kemah Beyi Fahreddin Behram Şah’ın kızı Selçuk Hatun ile evlendi. “Sultanu’l Galip” ve “Sultanu’l Kaahir” olarak bilinen I. İzzettin Keykavus, verem hastalığından dolayı 1220 yılında vefat edince vasiyeti gereği medresenin güney eyvanına inşa edilen bu türbeye, kardeşi I. Alaaddin Keykubat tarafından gömülmüştür.
İbn-i Bibi’nin Selçukname adlı eserinde I. İzzettin Keykavus için, “Adil, âlim, bilginleri sever, iyi huylu, cömert; şairleri, güzel sanatlar ve musiki erbabını koruyarak iltifatını esirgemeyen; hayatının son seneleri hastalıkla geçtiği için hekimlere ve tıbba önem veren müstesna yaradılış ve yetenekte bir hükümdardı.” denilmektedir. Selçuklu Dönemi ünlü âlimlerinden Muhiddin İbn-ül Arabî, 1215 yılında Sivas’a gelip bir süre burada yaşamış, I. İzzettin Keykavus’un sohbet meclislerinde bulunmuş, onun iltifatına mazhar olmuştur.
H.617/M.1220 tarihinde güney eyvanına inşa edilen türbenin mimarı ve banisi bilinmemektedir.
Ancak türbedeki çini ve tuğla süslemelerini Ameli Ahmet Bin Bizl(Bedel) el-Merend’in (Marendli Bizl-Bedel- oğlu Ahmet Usta) yaptığı sağdaki pencerenin üstündeki panoda yazmaktadır.
Yapı, kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Üst örtü, içeriden kubbe, dışarıdan külahtır. İçeride doğu-batı doğrultusunda uzanan, dikdörtgen planlı on üç adet, irili ufaklı sanduka mevcuttur. Mihrabın önündeki sanduka kesin olmamakla birlikte I. İzzettin Keykavus’a aittir.
Türbeye giriş cephesinde kabartmalı çini panoda yer alan Arapça kitabede, “Biz köşklerin genişliğinde kabirlerin darlığına çıkarıldık. Ah! Malım beni kurtarmadı, saltanatım yok oldu. Mülk ve şevketin sona ermesiyle göç H.617/M.1220 yılı Şevvalinin dördünde gerçekleşti” yazmaktadır.
Kapı ve pencere alınlıkları üzerinde, “Yeryüzünde olan her şey fanidir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.” (Rahman 26-27) “Allah doğrusunu söyleyendir” ayetleri ile kapı lentosu üzerinde, “Onlar başlarına bir musibet geldiğinde, Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz” derler. (Bakara 156) ayeti yazılıdır.

I. İzzettin Keykavus Türbesi
I. İzzettin Keykavus Türbesi
I. İzzettin Keykavus Türbesi
I. İzzettin Keykavus Türbesi
Şifaiye Medresesi
Şifaiye Medresesi

Şifaiye Medresesi’ni de gördükten sonra meydan doğru ilerleyip Sivas Kongresi Binası ve Sivas Valiliği’nin binalarını gördük.

Sivas Kongresi Binası
Sivas Kongresi Binası
Sivas Valiliği
Sivas Valiliği

Atatürk Kongre Ve Etnografya Müzesi, Sivas Kalesi, Taşhan, Ulu Cami Sivas merkezde görülebilecek yerler olsa da bizim fırsatımız olmadı.

İlçelerinde yer alan Gökpınar Gölü, Şuğul Vadisi, Sızır Şelalesi ve 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası da Sivas’ta görülmesi gereken yerlerden, fakat biz şimdilik buraları göremeden Sivas’a veda etmiş olduk.

Ertesi gün Lezzetçi Çamlık restoranda serpme kahvaltı alıp (2 kişi 60TL) sonra da Amasya’ya doğru yolumuza devam ettik. Amasya’ya giderken yol üzerinde Erzincan’dan Sivas’a gelirken gördüğümüz gibi güzel bir manzara göremedik pek.

Amasya Gezi Notlarım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.