Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

20.11.2010

Cumartesi günü Sultan Ahmet Camii’nin hemen arkasındaki Arasta’da yer alan Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’ne gittik. Müze her gün ziyarete açık ve Müzekart geçiyor.

Müzede Büyük Sarayı (Bukaleon Sarayı), Büyük Saray mozaiklerini ve nasıl ortaya çıkarıldıklarını anlatan uzun uzun yazıların bulunduğu tablolar asılmış. Aşağıdaki Büyük Saray mozaiklerini anlatan kısım da bu tablolardan alıntı:

Büyük Saray Mozayiği

Antik döneme ait hiç bir zemin, büyüklüğü ve kalitesi bakımından Büyük Saray Mozayiği ile boy ölçüşemez. Ayrıca söz konusu eser, Konstantinopolis’in İmparator Sarayı’nın iç donatımı ile ilgili somut bilgiler içeren tek dayanak durumundadır. Anavatanı Anadolu olan mozaik tekniği, sanatsal biçimi bakımından Yunanistan’da ve İtalya’da geliştirilmiştir. Dolayısıyla Konstantinopolis’in İmparatorluk atölyelerinde zaten çok eskilere dayanan köklü bir gelenek vardı. O muhteşem zemini yaratmak için büyük olasılıkla İmparatorluğun değişik  köşelerinden en iyi sanatçılar biraraya toplanmıştı. Elde kıyaslama yapılabilecek başka örneklerin bulunmaması nedeniyle stilistik verilerle yorum yapma ve tarih verme olanakları sınırlıdır.

Mozaik Döşeme üç ayrı katmandan oluşmaktadır. Alttan yukarıya doğru katmanların bileşimleri şöyledir:

0.30 – 0.50 m kalınlığındaki kırma taş katmanının (Statumen) üzerine 9 cm’lik harç dökülmüş, harcın üzeri sıkıştırılmış balçık, toprak ve odun kömüründen yapılma bir yalıtım tabakası ile örtülmüş, sonra da yoğun oranda kiremit kırıntıları içeren sert bir döşeme tabakası (Rudus) ile sağlamlaştırılmıştır. En üstte ise yüzeydeki mozayiğin döşendiği asıl oturtma harcı (nucleus) bulunmaktadır.

Bu süs zeminini meydana getirebilmek için kireçtaşı, pişmiş toprak ya da camdan oluşan ve ortalama 5 mm büyüklüğünde olan 75 – 80 milyon adet çok renkli küp döşenmiştir (m²’ye yaklaşık 40.000 küp düşmektedir). I. Jüstiniyen’den bu yana geçen süre içinde PerisTyl’in güneybatı, kuzeybatı ve kuzeydoğu hollerinin zarar görmesi ve yapıların birçok defa onarılması yüzünden bugün yer mozayiğinin ancak 250 m²’si açığa çıkarılabilmiştir. Gerçekte bu, mo0zaik alanının 1/7 ila 1/8’lik kısmıdır. Her ne kadar anıt günümüze eksiksiz durumda gelmediyse de bulunan kısımlar bize, Bizans’ın erken dönemine ait saray dekorasyonunun ihtişamı konusunda fikir vermektedir. Özellikle başarılı bir konservasyon çalışmasından sonra yeni müze binasında, yani özgün mekanda ziyarete açılan kuzeydoğu holünün bu süs zemini, mozayiğin teknik, sanatsal ve ikonografik ayrıntılarına ışık tutmaktadır.

Mozayiğin Tasviri

Bugünkü alanı 170 – 180 m² gelen mozayiğin 6 m genişliğindeki ana resminin dışında dört friz şeridi üzerine dizilmiş daha küçük motifli, rengarenk tasvirler vardı. Bu mozayiğin iç ve dış kenarlarında 1.50 m genişliğinde, özenle döşenmiş bir çerçeve bulunuyordu. Anlaşıldığına göre zemine natüralist tarzda işlenen kenger yaprağı sürgünü şeklindeki süs şeridi, düzenli aralıklarla aşırı büyük mask figürleri ile kesiliyordu. Burada esas tema hep doğa ve peyzajla, Tanrı Dionysos’un dünyası ile kurulan ilintiydi. Boşlukları egzotik meyve ve hayvan tasvirleriyle dolu olan kenger yaprağı spirallerinin her iki yanında da çok renkli geometrik bordürlerle bezenmiş bir dalga kuşağı uzanıyordu.

Mozayikteki çok figürlü sahneye Peristyl’in avlu tarafından bakmak gerekiyordu. Tasvirler bazı yerlerde, örneğin olayın akışına entegre edilmiş büyük ağaçların sarkması yoluyla, iki ayrı dizine geçebiliyordu. Şeritlerin arasındaki sınırlar zaman zaman yere işlenmiş çizgilerle de belirtilmişti. Buluna tasvirlerde hareketin belli bir yönde geliştiği, sözgelimi kuzeydoğu salonu ile güneybatı salonundaki resimlerin soldan sağa ilerlediği, yani güneydoğudaki saray holünü gösterdiği anlaşılmıştır.

Hayvanlar alemi, av ve oyun, doğa, cenneti anımsatan yerler ve destan unsurları tek tek sahnelere damgasını vuran konulardır.

Mozayiğin günümüze kalan bölümlerinde yaklaşık 150 ayrı insan ve hayvan figürü saptanmıştır. Açıklayıcı yazılara rastlanılmadığına göre tasvirlerin yazılı metin olmadan da anlaşıldığını varsaymak gerekir. Mevcut resim repertuvarı içerik bakımında şu öbeklere ayrılabilir:

1) Kaplan, aslan, pars, erkek domuz, ceylan ve tavşanlı av sahneleri. Kılıç ya da mızrak taşıyan avcılar at üzerinde veya yaya olarak görülürler.

2) Hayvan dövüşleri; örneğin kartal ile yılan, erkek geyik ile yılan, fil ile aslan.

3) Doğadaki özgür hayvanlar ve otlayan hayvan sürüleri zoolojinin sahasına geçişe işarettir. Nar ağacına yaslanmış ayılar, kuş avlayan maymun, dağ keçisi, sığır ve at grupları.

4) Yaşlı çoban, koyun çobanı, kaz çobanları, balıkçı, emziren anne ve keçi sağan köylüyü cennnete gönderme yapan konular bağlamında değerlendirmek gerekir.

5) Kır yaşantısı ise tarla işçileri, su değirmenleri ve su kaynakları ile temsil edilmiştir.

6) Aralarda deveye binen, ev hayvanlarına bakan ya da Antik çağda sevilen çember oyunuyla eğlenen çocuklar görülmektedir.

7) Önü aslan, ortası keçi, arkası ejderha şeklindeki hayal yaratığına (Chimâre) karşı savaşmakta olan efsanevi avcı Bellerophon’un ya da Pan’ın omuzlarında oturan çocuk görünümündeki Dionysos’un tasviri, mitolojinin alanına girmektedir.

8) Yarı yarıya kuş olan aslan veya dişi kaplan figürleri, ya da kuş pars karışımı bir yaratık olduğu haldebaşı okapiye (bir tür zürafa) benzeyen pars gibi egzotik yaratıklar ise saray mozayiğinin kendine has özelliklerindendir.

Aşağıda resimlerin hemen üzerinde yer alan eğik yazılı açıklamalar da Vikipedi‘den alıntı:

Deve sırtında iki çocuk ve rehber: Bu konu saray mozaiğinde birkaç defa yer alır. Tek hörgüçlü bir devenin sırtında chiton giymiş iki çocuk oturmaktadır. Çizmeli bir adam devenin dizginlerini tutar. Başında taç, elinde evcil bir kuş olan öndeki çocuk soylu bir aileye mensuptur. Çocukların giysilerine düşürülen parlak beyaz ışık sayesinde motife canlılık katılmıştır.

Deve sırtında çocuklar
Deve sırtında çocuklar

Keçi sağan çoban: Kamıştan yapılmış ve girişi yapraklarla örtülmüş bir kulübenin yanında, kabana benzer kırmızı bir çoban giysisi giymiş olan sakallı ve yaşlı bir adam uzun tüylü bir keçiyi sağmaktadır. Sol tarfa ise, mavi tünikli bir çocuk süt testisini taşır. Roma kültüründe, mezar taşlarında buna benzer birçok tasvire rastlanır. Bu durum, sanatçının bu tasviri, benzer resimlerin örneklerini içeren bir model kitabına bakarak yaptığını düşündürmektedir.

Aygır, kısrak ve tay: Barışçıl kır yaşantısının sembolü olan, özgürce otlayan atlar, imparatorluk döneminde lahitlere işlenen sembollerden biriydi. Mozaikte de kahverengi bir aygır ile gri bir kısrak ve tay görülmektedir.

Keçi sağan köylüler
Keçi sağan köylüler

Çember oynayan çocuklar: Ellerindeki sopalarla ikişer çemberi çeviren dört çocuk görülmektedir. İkisi mavi çizgili, diğer ikisi ise yeşil işlemeli tünikler giymiştir. Mavi ve yeşil renkler hipodrom yarışlarında farklı takımları, siyasette ise farklı görüşlerin taraftarlarını ayırmakta kullanılırdı. Sahnede iki dönüş sütunu (metae) görülmektedir. Bu da çocukların bir yarış pistinde oynamakta olduklarını gösterir. Oynayan çocukların tasvirleri, Roma lahitlerinde de sıklıkla işlenmiştir.

Çember oynayan çocuklar
Çember oynayan çocuklar
Doğadaki hayvanlar
Doğadaki hayvanlar
Ceylan avı
Ceylan avı

Müzedeki mozaikler çok güzeller ve gerçekten insanı 1500 yıl geriye götürüyorlar. Fakat, bu kadar merkezi bir yerde de olmasına rağmen yeteri kadar reklamının yapılmadığını, tanıtılmadığını, dolayısıyla da yeteri kadar ilgi görmediğini düşünüyorum. Birçok tarihi eserimizin kıymetini bilmediğimiz gibi, bu müzedeki eserleri de görmek için fazla bir çaba göstermiyoruz maalesef.

Kaz çobanı
Kaz çobanı

Kuş avlayan maymun: Kuyruksuz bir maymun, dalları meyve ile dolu bir hurma ağacının altında oturmaktadır. Maymunun sırtındaki kafeste kahverengi bir doğan bulunmaktadır. Maymun elindeki sırık yardımıyla, ağacın dallarındaki kuşları yakalamaya çalışır.

Kuş avlayan maymun
Kuş avlayan maymun

Emziren anne ile köpek: Cennete görneme yapılan sahnelerin başında emziran anne figürü gelir. Mozikteki resim, İsis’in bereket sembolü olan çocuğu Horus’u kucağında tuttuğu tasviri anımsatır. Sivri burunlu bir köpek kadının solunda oturmakta ve başını kaldırıp kadına bakmaktadır.

Geyik ile yılan: Yunan öykülerinde sürekli düşman olarak görülen bu iki hayvanın mücadelesi de mozaikte yer alır. Yılan tıpkı kartal ile olan mücadelesindeki gibi, geyiğin tüm bedenini sarmıştır.

Emziren anne
Emziren anne

Kanatlı dişi kaplan: Başı, bacakları ve kuyruğu kaplana benzeyen bu yaratığın, belirgin meme uçları sebebiyle dişi olduğu anlaşılmaktadır. Hayvanın iki büyük kanadı ve kafasında bir çift boynuzu vardır. Hayvanın ağzında, dişlerini geçirdiği koyu yeşil bir kertenkele görülmektedir.

Kanatlı dişi kaplan
Kanatlı dişi kaplan

Küçük çocuk ve köpek: Tombul hatlara sahip, vücuduna oranla biraz büyük kafalı, çıplak ayaklı ve kırmızı tünikli bir çocuk köpeğini okşarken tasvir edilmiştir.

Küçük çocuk ve köpek
Küçük çocuk ve köpek

Kartal ile yılan: Kartal ile yılanın mücadelesi, antik döneme ait eserlerle sıkça rastlanan bir temadır ve ışığın karanlığı yenmesini sebmolize eder. Roma lejyonlarının amblemlerinde bile yer alan bu motif, mozaikte de kartalın tüm vücudunu saran bir yılan ile tasvir edilmiştir.

Kartal ile yılan dövüşü
Kartal ile yılan dövüşü
Kartal ile yılan dövüşü ve doğadaki hayvanlar
Kartal ile yılan dövüşü ve doğadaki hayvanlar
Fil ile aslan dövüşü
Fil ile aslan dövüşü
Pars avı
Pars avı

Kaplan avı: Uzun av mızraklarına sahip iki avcı, kendilerine doğru atılan bir kaplanla mücadele eder. Kolsuz gömlek, geniş omuz atkısı ve tünik giyen avcıların bacakları da koruma amaçlı olarak bandajla sarılmıştır. Avcıların giyisilerinde bulunan, muhafız alayının armasını andıran armalar, avcıların saray mensubu olduklarını düşündürür.

Kaplan avı
Kaplan avı

Okapi başlı kanatlı pars: Eski metinlerde kanatlı tek boynuz olarak betimlenen hayvana benzeyen bu tasvirde, pars gövdesine sahip bir yaratık görülür. Yaratığın başı ve boynu ise tam olarak bir hayvana benzemez. Alnında boynuz benzeri bir uzantı, kırmızı ağzının içinde ise dört sivri diş vardır. Yaratığın kafa yapısı okapiye benzemektedir.

Okapi başlı kanatlı pars
Okapi başlı kanatlı pars
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Ayı grubu: Ön planda, tünik, omuz atkısı ve sandalet giyen diz çökmüş bir adama erkek ayı saldırmaktadır. Arka planda ise, yavrularını beslemek için bir nar ağacına çıkmış olan dişi ayı görülmektedir.

Nar yiyen ayılar
Nar yiyen ayılar
Kenger yapraklarıyla süslenmiş kenar bordürleri
Kenger yapraklarıyla süslenmiş kenar bordürleri
Kenger yapraklarıyla süslenmiş kenar bordürleri
Kenger yapraklarıyla süslenmiş kenar bordürleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.